ŞAVŞAT SUSUZ KÖYÜ


UYDU GÖRÜNTÜSÜ
Susuz köyü aslen iki mahalleli bir köy
görünümünde olup mahalleleri sögla,yukari mahalle, aşağı mahalle ve velta
mahallesidir. Bahsedilen ilk mahale heyelan nedeniyle boşaltılmış olup
yukları ve aşağı mahalleyle aynı akıbeti görmüştür. Köy iki mahalleden ibaret
kalmış olup köy genelinde sağlık ocağı ve askeri-idari yapı
bulunmamaktadır. Köyümüzdeki tek faal kuruluş Orman İlçe Müdürlüğü Susuz
Köyü orman fidanlığıdır. Köyümüzün tarihi yeni olmasına rağmen köy
sınırlarında daha öncedende yaşandığına dair belge ve kalıntılar bulunmaktadır.
Köyümüz doğayla başbaşa yapısı ile birçok turizm aktivitesinede
uygundur.Köyümüz nüfusu son sayıma göre 170 civarlarında olup köyümüz göç
nedeniyle bu nüfus değerine ulaşmıştır.
Köyümüzün nüfus azalışını bir oranda dengeleyen fidanlıkta artık nüfusun
azalışında durdurucu etmek olarak rol alamaz duruma geldi. Köyümüzün ilçeye
olan uzunluğu 7 km ve yol toprak yol olup araba sporlarına uygundur.Köyümüzde
konaklama amaçlı bir alan olmamasına rağmen köyümüzle ilçemiz
arasının 15 dakika sürmesi nedeniyle tercih edilebilir. Köyümüzün yaylası yanlız
çam dağları üzerinde olup yüksekliği 2000 metreyi aşar. Bu bölgeye top
yolu denebilir. Köyümüzün şu anki nuhtarı Mikail Demirci'dir. Köyümüzde ilk okul
olup öğrenci yetersizliğinden dolayı kapatılmıştır. Köyümüz nüfusu başlıca Bursa
ve İstanbul'a göç etmiştir.
Bizim köye şu an rahmetli olan Gül Paşa
Demirci ile ilgili birçok şey anlatılır. Dağa tanıdığı olan Eyüp yıldırım
ile giderler ot getirmeye. Eski kızakla ot gelen dönem. Dağla köy arası
yarım gün sürer belki biraz uzun. Bu yolu uyuyarak gitsen bir gün sürer.
Kızağa otu yükler çıkarlar yola. Kızağın ayağı bir kırılır iki kırılır üç
kırılır ve anlatıldığına göre yarım günlük yolu üç güne ancak gelirler. Bu
anlatılan bir hikaye. Aslen Gül paşa Demirci
yani paşa dede herkesin saflığı ve vurdum duymazlığı ile tanıdığı bir
kişilik. Ben onun son zamanlarına yetiştim. Ama anlatılana göre ev yansa
kılı kıpırdamaz ve kimseden medep ummaz kendi halinde saf bir kişilik olarak
bilinir. O çoğu zaman uyur ve hiç bir şey onu rahatsız etmezmiş. Öyle
müstesna insan.. Onunla ilgili anlatılan birşey ise okadar cesurmuşki sğela
dediğimiz zararlı olan bir akrep türü olarak halk tarafından bilinen
hayvanın 5-6 ölüsü yatağından çıkar ama o umursamazmış. Hoca namaz
kıldırırken Kardeşinin torunu yukarıda bahsetiğim sğeladan korkmuş. Başlamış
paşa dede şunu kov demeye. Çocuk daha fazla korkmasın diye almış eline
şapkayı başlamış dizüstü böceği kovalamaya. Hoca namazı tedirgin tedirgin
kıldırıyor hemde ne olacağını bekliyor. Paşa dede ikinci rekaat başında
hayvanı öldürüp cemaate katılıyor. Eh işte. O yapmışsa yapmıştır derler.Birgün
müezzinlik için kalkar ve o derin çenesini ileri atar. Pat bir ses. Buyurunnnnnn
cenaze namazına. Birdaha atar çeneyi ileri kamet getirecek aynı ses.
Buyurunnnnnnn cenaze namazına. Kim olduğunu farkedincede başlar küfre.
Onun saflığını bilenler bazen böyle şaka yaparlarmış ona. Ayrıca birde
herkesin İsabalı diye bildiği iso emmi deği bir kişide köyümüzde paşa dede
yapısında insandı. Kışlalar denen yer komşu köyün arazisidr ve o zamanlar
koşup ekilirmiş.bunu malı çayırı otlamaya başlar söverler. Evli barklı
adamsın.Utanmıyormusun. Hemen cevabı yapıştırır. Evlendimde ağzım balamı
battı alın gmtürün hanımı. Karşılık vermemişler almış gelmiş malı. Zaten
askerden eve gelememiş karargahtan asker vermiş öyle yollamışlar eve onu. Öyle
biri ve pek aklı kesmezdi diyenlerde var.
BU YAZILAR HÜSEYİN DEMİRCİ TARAFINDAN EKLENMİŞTİR.


FOTOĞRAFLAR : HÜSEYİN DEMİRCİ