|
HEMŞERİM
Agudada kara gugumla çayi, İçtiğimiz zaman olsa hemşerim. İrgatla beraber bütün çayiri, Biçtiğimiz zaman olsa hemşerim.
Gurbet elin bitmez, ateşi hari, Dağında eksilmez borani, kari, İlkbahar ayinda boyuk tarlayi, Ektiğimiz zaman olsa hemşerim.
Yağ, kaymakla doldururduk kulegi, Ocağa atardık ekmek pilegi, Çatan sepet ile yayla şeleği, Çektiğimiz zaman olsa hemşerim.
Yaşlı insanlara derdiler ağa, Yaz olur giderdik, yaylaya dağa, O bir sevda idi herkeste Boğa, Baktığımız zaman olsa hemşerim.
Eski insanlığın adı kalmadı, Şehir bir hevesmiş, tadı kalmadı. Eskiden yapardık kadi kalmadi, O günleri arar oldum hemşerim.
Zemavanlı Ozan Temel AYDIN |
SULEMİNTA YANGINI
Ne sokağı kalmış nede çatılar, Yollarında dizilirdi katırlar, Millet seni gurbet elde hatırlar, Ağlattın bizleri sen Suleminta.
İçimiz yanıyor Mevla görüyor, Unihedar çeşmen aynı duruyor, Eski neşen nerde? Herkes arıyor, Ağlattın bizleri sen Suleminta.
İlkbahar ayında şenliği başlar, Gözlerimden aktı, duyunca yaşlar. Her tarafı yanmış, kalmış hep taşlar, Ağlattın bizleri sen Suleminta.
Yemyeşil duruyor bayırı kırı, Akşamleyin toplanırdı nahırı, Ne mereği kalmış, nede ahırı, Ağlattın bizleri sen Suleminta
Zemavanlı Ozan Temel AYDIN
|
|
KÖYÜM ZEMAVAN
Harmanda feneri assak direğe, Kızları toplanmış, gider dereye, Otu biçip, getirirdik mereğe, Özlüyorum seni, canım Zemavan. İlkbaharda tarlaları kazardık, Dibekte peyniri döver ezerdik, Süzeğe yoğurdu koyar süzerdik, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Güzün bayırlarda yaprak kurardık, Davarları kırpar, çorap örerdik, Boynuzsuz danayı, hemen burardık, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Çobanlık dedin mi, hemen kaçardık, Çifte pınarlardan, sular içerdik, Çayırları, ırgat edip biçerdik, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Kimse aldırmazdı, yok ile var’a, Nöbetleşe gider idik, çobanlıklara, Suyu koşup, çevirirdik Kavara, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Şimdi derim, bende gezsem dağını, Satelvanım, özlemişim keğini, Arz ederim, kuru eti, yağını, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Düğünlerde ip gererdik yollara, Bürünürdük, yeşillere allara, Bazı bazı gider idik, göllere, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Yükleri taşırdık, katır, at ile Ev ocağı süpürürdük tat ile Peynirlerin dolu idi mat ile Özlüyorum seni, canım Zemavan. Suleminta yandı, tutarım yası, Oradan yetişir, insanın hası, Sabahtede çıkar Boğanın sesi, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Nenem örtünürdü, allı Leçeği, Elinden düşmezdi, ağrışak iği, Dağlarda toplardık sarıçiçeği, Özlüyorum seni, canım Zemavan. Zemavanlı Ozan Temel AYDIN |
ZEMAVAN
Bir destanım vardır memleketime, Çiçekler içinde, gülsün Zemavan. On dört mahallesi, hepisi güzel, Şekersin, şerbetsin, balsın Zemavan. Birer birer anlatalım hepsini, Birde, Basileti Cami kapsini. Gurbette milletin özlüyor seni, Sılaya gelene yolsun, Zemavan. Önde adaların, yeşil meralar, Coşkun coşkun akar, çağlar derelar, Cennetemi düştüm diyor goranlar, Gidipta Sergatta durmamış olmaz. Alıp bu başımı nereye gidem, Anlatayın Basletin halini madem, Güzelleri güzel, sanki bir badem, Basletede nağme, dememiş olmaz. Cami kapsı Köyümüzün merkezi, Onlar karşılıyor orda herkesi, Dut ile meşhurdur kara pekmezi, Hele bir tadına bakmamış olmaz. Doğru olan şeyi hayıra yormaz, Çok kibirli onlar kimseyi gormaz, Komşusu ölsede, halini sormaz, Korneta Vahşi demamiş olmaz. Koyunları çimenlere yayılır, İnsanları enişteye bayılır, Nufus sayımında, önde sayılır. Vehlanada nağme dememiş olmaz. Arkan Nanahsır ev, önünde Sadat, Komşu mahalledir, küçük Bosalat, Cennet köşesidir, güzelim Tubet, Sana bakıp nağme yazmamış olmaz.
Zemavanlı Ozan Temel AYDIN
|